|
Kirmanckî |
Türk vatandaşı olan, askere gitmeyi reddeden ya da
istemeyenler için kimi basit bilgiler
|
GİTMEMELİ! AMA NASIL? Askerlik yapmak istemiyorum, ne yapmalıyım? |

Karablokdan anlamlı bir afiş sloganı
Türk
vatandaşıysanız ve askerlik yapmayı istemiyorsanız,
kesin kararınızı vermeden önce ihtiyatla düşününüz: Türkiyede
askerlik yükümlülüğünden kesin olarak kurtulmak son derece güçtür ve
yıllar boyu sürecek olan çeşitli risk ve tehlikeler içererebilir!
İyi düşünülmemiş bir adım sizi zor durumda bırakabilir
ve yaşamınızı son derece olumsuz yönde etkileyebilir. Hatta
zorla askere alınabilir, dayak, işkence, hakaret ve kötü muamele yoluyla
askerlik yapmaya zorlanabilirsiniz!
Burada, askerlik yapmama
eğiliminde olanlar için, akla gelen çıkış yolları ve
karşılaşacakları zorluklar hakkında fikir verici
türden basit bilgileri biraraya getirildi. Düşünme ve karar vermeyi bir parça
kolaylaştırabilmek için bu bilgileri çeşitli alt
başlıklara ayırdık.
Bedelli askerlik,
askerliğin, devlet ve ordu kurumlarınca düzenlenmiş bir
diğer şekli olduğu için, zorunlu hizmete karşı gerçek
bir seçenek olarak görülmemiş ve dolayısıyla üzerinde durulmamıştır.
Ayrıca, hafife alınmayacak bir tutarın zorla dayatılan bir
yükümlülük için talep edilmesi, ölçüsüz bir küstahlık, sosyal
adaletsizliğin devlet eliyle utanmazca kullanılması olarak
görülmelidir.
a.................................................................................. Çürüğe çıkmak
b........................................................................... Gizlenerek yaşama
c......................................................................... Vicdani redçi olma
d.................................. Yüksek öğrenim yoluyla zaman kazanma
a............................................... Yurtdışına göçmen olarak gitmek
b............. Bir başka ülkede politik sığınma
hakkı talep etmek
c.. Bir başka ülkeye geçmek ve orada kaçak olarak
yaşamak
d................................................. Türk vatandaşlığından ayrılmak
Kimi
psikolojik ve bedensel rahatsızlıklar (örn. şizofreni,
şeker hastalığı, ileri düzeyde görme
zayıflıkları) gereken şekilde belgelendiği, askeri
heyet ve hastanelerce onaylandığı takdirde çürüğe
alınmanızı sağlayabilir. Düztabanlık, boy ve kilo
arasındaki aşırı oransızlıklar
(aşırı yüksek veya düşük kiloda olmak) da aynı
şekilde çürüğe alınma nedeni teşkil edebilir. Bu türden
rahatsızlık, bedensel özür vb. gibi şeylerin ne yazık ki
tam bir listesi yoktur. Pratikteki örneklere bakmak en
akıllıcasıdır.
Son derece
aşağılayıcı ve onur kırıcı bir
prosedüre göre yürütülmekle birlikte, ordu, eşcinselliği de
hastalık olarak görmekte ve askerlerden oluşan bir heyete pasif
eşcinsel olduğunu pornografik fotoğraflarla kanıtlayan
kişileri çürüğe almaktadır. Bu heyet, askerler ve ordu
doktorlarından meydana gelmekte ve fotografların yanısıra,
doğrudan yapılan bir görüşme ile de eşcinselliğe ikna
olmak istemektedir.
Çürüğe
çıkmaya çalışmak, pekçokları için ilk akla gelen yol
olduğundan çürüğe çıkarma prosedürü genel olarak ordu
tarafından katı kriterlere bağlanmıştır.
Başvurular titizlikle incelenmektedir. Bu konuda şansınız
olduğunu düşünüyorsanız, bürokratik ve tıbbi süreçler
hakkında kişisel olarak güvenilir kaynaklardan bire bir bilgi
edininiz ve hazırlıklarınızı zamanında
yapınız.
Askerlik
yapmaya engel görülen bazı rahatsızlıklar ve bedensel
uygunsuzluklarda, çürüğe alınma ilk planda yalnızca bir yıl
içindir. Kesin kurtuluş için, çoğu durumda üç yıl
ardıardına askeri hastenede yeniden muayeneden geçmeniz ve çürük
raporunuzun yenilenmesi gerekir. Bizce bilindiği kadarıyla bu
uygulamaya, kiloyla bağlantılı elverişsizlikler ve kimi
görme zayıflıklarında başvurulmaktadır.
Polis, resmi
merciler, ordu ve diğer kolluk kuvvetlerinden gizlenerek askere
alınmaktan kaçabilirsiniz. Bu, Türkiyede adeta gelenekselleşmiş
ve her zaman için en çok başvurulmuş ve başvurulmakta olan
yoldur. Bununla birlikte denetim ve kontrol mekanizmalarının
çeşitlenmesi ve artması ile asker kaçağı olarak saklanarak
yaşamak da güçleşmektedir. Ayrıca, Türkiyede askerlik
yapmamış bir kişinin askerlik yükümlülüğü başka
bazı ülkelerde olduğu gibi zaman aşımına
uğramaz, yani saklanma yaşam boyu olacaktır. Buna karar
verdiğinizde, tüm yaşamınız ve
yakınlarınızın yaşamı bundan şüphesiz
ağır bir şekilde etkilenecektir.
Sürekli asker
kaçağı olarak yaşamak, maddi ve manevi olarak son derece
yıpratıcıdır. Bu, sosyal ölüm olarak nitelenen
sosyal-kamusal ortam ve imkanlardan sürekli bir dışlanma durumunu
beraberinde getirir. Saklanarak yaşamak, çalışmadan
eğitime, aile yaşamından gündelik yaşamın her
alanına dek toplumun ve devletin sayısız
yaptırımıyla mücadele etmeyi göze almanızı zorunlu
kılar. Yıllar süren başarılı bir gizlenmeden sonra
basit bir kimlik kontrolü sırasında asker kaçağı
olduğunuz yine de ortaya çıkabilir ve ciddi bir şekilde
tehlikeye girebilirsiniz.
Ordu ve
askerlik konusundaki görüşlerinizi, askerlik yapmayı reddettiğinizi
nedenlerini de belirterek açıkça dile getirebilir ve askere
çağırıldığınızda sizden askerlik
yapmanızı bekleyenlerle açık bir hesaplaşmaya
girebilirsiniz. Tavrınızı basına da taşıyarak,
durumunuzun kamuoyunca bilinmesine çalışabilirsiniz; en nihayetinde
kimsenin sizi zorla askere alma hakkı yoktur ve Türkiyede sizin
dışınızda askerlik yapmaktan çekinen binlerce insan
vardır.
Ne var ki, bu
seçenek de en az diğerleri kadar riskli ve tehlikelidir. Ordu sizi, temel
bir hakkını kullanan kişi olarak değil, (diğer
şeylerin yanısıra) basit bir asker kaçağı olarak
görecek, akla gelen her yolla iradenizi kırmaya ve size askerlik
yaptırtmaya çalışacaktır. Buna ek olarak, ordu ve askerlik
hakkında kullandığınız ifadeler basın-yayın
organlarına yansıdığında alehinize ek davalar
açılmasına yol açabilir.
Açık
tavır takınma yolunu seçmiş olan vicdani redçiler, askeri
hapishanelerde - işkence ve ölüm tehdidi dahil olmak üzere - son derece
olumsuz deneyimler yaşamışlardır. Bu kişiler, ancak
kendilerine ülke içinde ve dışında verilen hukuki, politik,
maddi ve manevi büyük destek sayesinde tekrar serbest kalabilmişlerdir.
Basında iyi tanınan, yoğun destek görmüş olan bu az
sayıdaki vicdani redçilerin dışında, kaderi ve sonu meçhul
sayısız vicdani redçi de vardır.
Böyle bir
yolu seçmeden önce, bu konuda çalışan ve ne yazık çok
sayıda olmayan gruplara ya da en azından insan hakları
alanında aktif dernek ve örgütlere doğrudan
danışınız. Kararı bireysel olarak vermek
kaçınılmaz olmakla birlikte, asla bireysel hareket etmeyiniz: Sizi
her şekilde destekleyecek ve tutuklandığınızda sizinle
yoğun bir şekilde ilgilecek kişilerin ve grupların
olmaması durumunda, vicdani redçi olarak ordunun karşısına
çıkmanız intahardan farksız olacaktır!
d.
Yüksek öğrenim yoluyla zaman kazanma
Yüksek
öğrenimi kullanarak tecil, bir üniversite ya da yüksekokula kaydolma
şansına sahip olanların sıkça başvurduğu bir yol
olmakla birlikte, elbette ki kesin bir çözüm değildir. Bir üniversite ya
da yüksekokula kaydolup, lisans öğreniminizi uzatarak 29 yaş sonuna
dek askerliği tecil ettirebilirsiniz. Bunu takiben lisansüstü
öğrenime (yükseklisans/master ve doktora) devam ettiğiniz taktirde,
doktora öğrencisi olmak kaydıyla 33 yaşın sonunda dek (yurt
içinde ya da yurtdışında) askerliği tecil ettirebilirsiniz.
Ancak bu sınırdan sonra, askerlik denen tatsız konu yine
yakanıza yapışacaktır. Dolayısıyla bu süreyi
başka seçenekler üzerine ciddi şekilde kafa yormak için kullanmak en
makulüdür.
Yaygın
kanının aksine, Türk vatandaşı olarak
yurtdışında askerlikten kurtulmaya çalışmak
Türkiyedekinden daha güçtür. Bir kez dışarı
çıkıldığında meselenin hallolmuş olduğu
yolundaki yanlış kanı, ne yazık ki Türkiyede Batı
hakkındaki yerleşmiş olumlu önyargılar tarafından da
beslenmektedir: Örn. Batıda insan hakları adı altında
evrensel bir takım hak ve değerlerin olduğu inancı
tarafından
Bu yanlış kanaatler kısmen sözkonusu
toplumların kendileri hakkında bilinçli olarak yaydıkları
fantazilerle, kısmen de Türkiye ve benzeri diğer bazı ülkelerin
tarihsel-politik nedenlerle bunlara inanmaya yatkın oluşuyla
ilgilidir.
Türk
devletinin yurtdışındaki Türk vatandaşlarına
karşı askerlik konusunda kullandığı başlıca
baskı yöntemi pasaporttur. Türk
konsolosluğu, askerliğini yapmayan ya da yasal yollarla tecil
ettirmeyen kişinin, pasaportunun geçerlilik süresi uzatmaz. Bu,
kişiyi gittiği ülkede son derece zor bir duruma düşürür.
Geçersiz bir pasaportla legal olarak ikamet etmek ve elbette ki
çalışmak, ev kiralamak vs. olanaksızdır. Geçerli pasaportu
olmayana oturum izni verilmez, verilmiş olan bir izin varsa da
uzatılmaz ve geçersiz sayılır. Böyle bir kişi, er ya da geç
polis zoruyla geldiği ülkeye iade edilecektir.
Yurtdışında
asker kaçağı durumuna düşüp Türkiyeye giriş yapmaya
çalışan ya da iade edilen kişi, elbette ki pasaport kontrolü
sırasında alıkonulmaktadır. Bunu takiben nelerin
olacağını kestirmek mümkün değildir; günler boyu sorgulanıp
jandarma nezaretinde askerlik şubesine gönderilebileceğiniz gibi,
şansınız varsa kısa bir dayak ve hakaret faslından
sonra yoklamanızı yaptırmanız söylenerek serbest de
bırakılabilirsiniz.
İşçi/yasal
göçmen statüsünde yurtdışında yaşıyor olmanız
durumunda, Türk konsolosluklarında askerliği 38 yaş sonuna dek
tecil ettirebilirsiniz. Bunu olanaklı kılan, devletin sizi bir döviz
kaynağı olarak görüyor olması ve bedelli askerlik
hakkınızdan yararlanacağınızı
varsaymasıdır. Bu zaman zarfında, bulunduğunuz ülkenin
vatandaşlığına geçme koşullarını yerine
getirmeye bakmalısınız; aksi taktirde 38 yaş gibi görece
ileri bir yaşta tatsız bir sürprizle
karşılaşabilirsiniz.
Tüm yasal ve
bürokratik engellerin ötesinde askerlikten kurtulmak için
yurtdışına çıkmaya karar verdiğinizde, yabancı
bir ülkede karşılaşacağınız tüm güçlükleri
gerçekçi bir şekilde gözönünde tutmanız gerekir: Örneğin,
Almanya, Avusturya ya da İsviçrede nüfusun çoğunluğu
yabancıları birer fazlalık olarak görür ve genel olarak
göçmenlere karşı açık ya da gizli bir düşmanca tutum
içerisindedir. Hangi ülkeden ve neden gelmiş olduğunuz bu noktada pek
bir rol oynamayacaktır; bu durum üzerinizde sürekli bir psikolojik
gerginlik yaratacaktır. Refah düzeyi göreli olarak yüksek Batı
ülkelerinin birçoğunda, yaşamınızın her alanında
çeşitli düzeylerde etnik damgalanma, ayrımcılık ve bu
ülkelerin tarih ve kimliğinin bir parçası olan
ırkçı-kültürel klişelerle
karşılaşacağınızı gözönünde tutmanız
gerekir.
Ayrıca,
yurtdışında askerlik yükümlülüğünden tam olarak
kurtulmanız seneler sürebilir; bu zaman zarfında
yakınlarınız, aileniz, dost çevreniz ve
yakınlarınızdan uzakta yaşamak zorunda olmak gibi bir
faktör de psikolojinizi şüphesiz olumsuz etkileyebilir.
Yurtdışına
giderek askerlikten kurtulma konusundaki ilk akla gelen seçeneklere daha
yakından bakalım:
a.
Yurtdışına göçmen olarak
gitmek
Avrupa
Birliği ülkeleri göçmen kabul etmemektedir. Bununla birlikte Amerika
Birleşik Devletleri, Kanada ve Avustralya gibi bazı ülkeler kimi
koşulları yerine getiren kişilerin bir kısmını
her yıl göçmen olarak ülkelerine kabul etmekte ve bu kişilere belli
bir süreden sonra vatandaşı olma hakkı vermektedir.
Askerliği bu noktaya dek tecil ettirmeyi başarırsanız, bu
sizin için bir çıkış yolu olabilir. Fakat bu ülkelerin göçmen
kabul etme kriterleri son derece ayrıntılı ve yerine getirilmesi
zordur (eğitim düzeyi, yabancı dil bilgileri, yaş
sınırlamaları vs.). Bu koşullar yerine getirildiğinde
dahi, kabul edilme şansı son derece düşüktür. Zira göçmenlik
için başvuranların sayısı oldukça yüksektir.
Bunun
dışında Türk vatandaşları için değil legal olarak
göç etmek, birçok ülke için turistik amaçlı vize almak bile
doğrudan o ülkeden davet edilmediğiniz taktirde - gayet zordur ve
bürokratik bariyerlerle neredeyse imkansız hale getirilmiştir oysa göç
ya da turistik seyahat amacıyla bir başka ülkeye giriş, bir
Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşı için
karşılaştırılamayacak derecede basittir.
Yasal
yollardan Türkiyeden göç etmek, eşiniz bir başka ülke
vatandaşı olmadığı sürece imkansız gibidir.
Yoklama kaçağı ya da bakaya olmanız durumunda, bir başka
ülkenin vatandaşlığına sahip olan eşinizin de size
doğrudan bir yardımı dokunmayacaktır, çünkü emniyet size
pasaport çıkartılmasına ilk planda engel olacaktır.
b.
Bir başka ülkede politik
sığınma hakkı talep etmek
Sığınma
veya iltica hakkı adı altında herkese kolayca tanınan bir
hak dünyanın hiçbir ülkesinde, hele Avrupa Birliğinde kesinlikle
yoktur! Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri son yıllarda Türkiyeden
gelen ve sığınma başvurusu yapanlara (tüm diğer
sığınmacılara olduğu gibi) kalma, barınma ve
çalışma hakkı vermemek için büyük bir çaba sarfetmektedirler.
Kaçak olarak ülkelerinden çıkan ve sığınma talebinde
bulunanların çoğu, önce adil hukuk prosedürü kisvesi altındaki
bürokratik kısır döngülere sokularak her haktan yoksun
bırakılmakta ve ardından da iade edilmektedirler.
Birleşmiş
Milletler Yüksek Sığınmacılar Komisyonunun verdiği
Mart 2006 rakamlarına göre, refah düzeyi yüksek toplam 38 ülkede,
başvuruları kabul edilen sığınmacıların
sayısı 1987den beri en düşük düzeydedir. En başta
İngiltere, Danimarka ve Federal Almanya, sığınmacı kabul
oranını neredeyse sıfıra indirgemeyi
başarmıştır.
Asker
kaçağı, firari veya vicdani redçi olmanız, bu ülkelere
sığınmayı istediğinızde ne yazık ki size hiç
bir artı sağlamayacaktır. Tam tersine: Vicdani red hakkı,
örneğin Almanyada, sadece o ülke vatandaşları için öngörülen
bir haktır ve politik sığınma gerekçesi olarak açık ve
kesin olarak geri çevrilmektedir. Geçmiş yıllarda bu konuda
görülmüş istisnaların ardında, son derece yoğun destek
kampanyaları ve mağdur kişilere geniş destekçi kitlelerinin
verdiği yardım yatmaktadır.
c.
Bir başka ülkede kaçak olarak
yaşamak
Avrupa
Birliği özelinde konuşulacak olursa bu, Türkiyede asker
kaçağı olarak yaşamaktan kesinlikle kat kat daha zor olan bir
seçenektir. Elinizdeki ülkeye girmekte kullanmış olduğunuz Türk
pasaportunun süreci dolduğunda, hangi türden olursa olsun size
bulunduğunuz ülkenin verdiği vize ya da ikamet izni de (yukarıda
belirtildiği gibi) yanmaktadır. Bu durumda, elinizde geçerli hiçbir
kimlik kalmayacak ve bir yabancı da olmanız buna eklendiğinde,
yakalanmanız ve Türkiyeye iade edilmeniz bir an meselesi olacaktır.
Elbette böyle bir kişinin, hiç bir sağlık hizmeti ve sosyal
imkandan yararlanması da sözkonusu değildir. Saklanmak ve gizlenerek
yaşamak, sürekli yardım ve destek almayı gerektirdiğinden,
bu koşullar altında iyice güçleşir.
Bu noktada
değişik Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki farkları,
tanıdık ve yakınlardan gelmesi muhtemel destek ve yardım
gibi şeyleri de gözönünde tutmak gerekir: Örneğin, İsviçrede
kaçak olarak yaşamak hemen hemen imkansız iken, aynı şey
İspanyada göreli olarak daha basittir veya Polonya, ek bir külfet ve
zahmet gerektirdiğinden, iade veya sınırdışı etme
işlemlerinin üzerine gitmemektedir. Ancak bu tip uygulamalar da zaman
içinde değişmektedir. Bu konularda birinci elden, şahsen ve
güvenilir şekilde bilgi edininiz! Gizlenerek yaşamanın uzun
vadede bir çıkış yolu olamayacağını ve sadece
aşırı durumlarda ve geçici olarak göze alınabileceğini
akılda tutunuz!
d.
Türk vatandaşlığından
ayrılmak
Askerlikten
kurtulmak konusundaki en kesin ve nihai çözüm budur. Ama bu en temel özgürlük
bile Türk devleti tarafından arsızca
kısıtlanmıştır: Türk konsoloslukları sizi
vatandaşlıktan çıkarmak için, bir başka ülkenin sizi kesin
olarak vatandaşlığına alacağını resmen
belgelemenizi beklemektedir!
Bir
başka ülkenin vatandaşlık hakkını, ancak uzun süredir
orada yaşamakta ve çalışmakta olan bir göçmenseniz ya da
eşiniz o ülkenin vatandaşlığına sahipse elde
edebilirsiniz.
Bu koşullar detayda ülkeden ülkeye farklılık gösterir, fakat
vatandaşlık tanımanın koşulu olarak genellikle, bir o
ülke vatandaşı ile belli bir süredir evli omak veya yine belli bir
süreyi doldurması şartı ile göçmen/işçi statüsünde o ülkede
yaşıyor ve çalışıyor olmak görülür.
Eğer
halihazırda yurtdışında yaşamaktaysanız, süratle
bulunduğunuz ülkenin vatandaşlığına geçme yol ve
koşullarını araştırmalısınız.
Şayet böyle bir şansınız varsa, yağmurdan kaçarken
doluya tutulmamak için, o ülkede zorunlu askerliğin olup
olmadığı ya da askerliği reddetme koşulları
hakkında bilgi edininiz.
Eğer
çifte vatandaşlığınız varsa, Türk
vatandaşlığından yine de çıkmanız gerekir, çünkü
Türk makamları askerlik yapmasanız bile sizden buna
karşılık bir bedel ödemenizi beklemektedir.
Burada verdiğimiz bilgiler, sadece ve sadece
karşılaşılacak zorluklar hakkında çok yüzeysel
bir fikir vermek amacı taşımaktadır ve asla eksiksizlik
veya tam bir güncellik iddiasında değildir.
Yurtdışı seçenekleri konusunda bilgiler, başta Almanya
olmak üzere Avrupa Birliği dikkate alınarak
hazırlanmıştır.
Askerlikten kurtulmak isteyen kişilerin, tek tek somut
durumları, çıkış noktaları ve olanakları ister
istemez farklı farklı olacaktır. Kimileri, yakınları
ve dostlarından gelecek destek ve yardım sayesinde birden fazla
olanağı kullanarak bir çıkış yolu arayabileceği
gibi, kimisi de içinden çıkılması imkansız problemlerle de
karşılaşabilir. Örneğin, yurtdışında
yaşamakta olan yakınları olan bir kişi, birçok engeli
süratle aşarak, görece kolay bir şekilde ordu ve askerlik korkusundan
uzak bir yaşam sürebilir. Buna karşılık, bir
yıllık mülteci kampı hayatından sonra İtalyadan
Türkiyeye iade edilen Kürt bir asker kaçağı orduda çok
ağır baskılara ve kötü muameleye maruz kalabilir
Askerliği reddetmek ve yapmak istememek, hiçbir özel nedeni
gerektirmeyen apaçık bir talep ve haktır. Kişiyi silahlı
eğitime zorlamak, onun özgür iradesini körelterek ölmeye ve öldürtmeye
mecbur kılmak, insan onurunun ve değerinin apaçık bir
şekilde ayaklar altına alınmasıdır ve asıl
hesabı verilmesi gereken budur... Ne var ki, günümüzün politik
coğrafyasına egemen olan ulus devletler, itaatsizlere ve uymak
istemeyenlere yaşam hakkı tanımamak, onları ezmek ve
yıldırmak için aşılması güç kontrol ve denetim
mekanizmaları kurmuşlardır. Kısacası, askerlik
yapmamakta kararlı kişinin karşısında ne yazık ki
son derece ciddi bir dizi problem vardır ve kararı dikkatle düşünerek
kendisi vermek zorundadır!